Scope’lar renk uzmanının (colorist) aynasıdır

Levent Öztürk
Renk Uzmanı (Colorist) / www.leventozturk.com.tr


Geçtiğimiz ay başlayan yazı dizimize kaldığımız yerden devam ediyoruz. Kısaca video sinyalini tanımak ve renk uzmanının (colorist) görüntüye yaptığı ilk dokunuşları ve bu dokunuşları sinyalin hangi kısımlarına göre yaptığından söz etmek istiyorum. 

Dijital izlence (video)  uygulayımbilimi (teknoloji), sürekli gelişiyor, ve görüntü, kamera ile ilk kaydedildiği andan, yani elektrik sinyaline dönüştüğü ilk andan itibaren dijital bir yolculuğa çıkıyor. Dijitalin, ikili dizge (sistem) olduğunu biliyoruz. Renk uzmanı için önemli olan ise dijitale dönüşen video sinyalinin hangi bileşenlerden oluştuğu ve bu bileşenlere, renk düzenleme yazılımının araçları kullanılarak, nasıl müdahale edeceğidir. İki bileşen, video sinyalini oluşturmaktadır. İlki, Y ile gösterilen ve renk kanallarının belli oranlarda birleşmesi ile oluşan parlaklık sinyali; ikincisi ise renk bileşenidir. Renk uzmanı, tüm araçlarını bu bileşenleri ayarlamak için kullanır. Parlaklık, karşıtlık (kontrast) üzerinde etkilidir. Renk ise şüphesiz izleyicinin duygularını harekete geçirebilen en önemli araçtır. 

Bir görüntüyü ilk ele aldığında renk uzmanının yaptığı şey, o görüntünün renk ve pozlama hatalarını düzeltmektir. Renk dengesi ve genel karşıtlık ayarlamaları,  bu aşamada yapılır. Bazı temel nesneler olmaları gerektiği renkte olmayabilirler. Doğru renkte görünmeyen her şey, izleyiciyi huzursuz edip bir şeylerin ters gittiği izlenimini uyandırmaktadır. Sonrasında farklı kameralar ile çekilmiş olsalar bile, sahneler arasında uyum sağlanıp farklılıklar giderilir. Ardından renk uzmanı, elindeki araçları kullanarak iki boyutlu görüntüde alan derinliği oluşturmaya ve izleyici algısını, o sahnenin önemli olan bölgesine yönlendirmeye çalışır. Film türüne göre, soğuk ya da sıcak renkler kullanılarak genel görünüm oluşturulur. En son ortaya çıkan görüntü ise yöntemsel olarak yayın standartlarına uygun olmalıdır. 

Yayın standartlarına uygunluk denetimi, yazılımlarda bulunan ya da harici olarak da bulunabilen ‘’scope’’lar ile yapılır. Elektrik sinyal birimi, bilindiği gibi volttur. Görüntü teknolojilerinin geliştiği ilk yıllarda IRE, bu sinyali birimlere böldü ve kendi ölçüm birimini standart haline getirdi. 1 V = 140 IRE’dir. Video sinyalinin belirli bir genliği vardır. Bu genlik, 0.7 volttur. Üzerine ya da 0 değerinin aşağısına karşılık gelen değerler kaydedilmez, kaybolur. Çekim sırasında düzgün pozlama, bu nedenle çok önemlidir. Az önce bahsettiğimiz yayın standartlarına uygunluk teriminiyse, renk uzmanının son aşamada yaptığı ikinci pozlama olarak da adlandırabiliriz. Renk düzenleme aşamasından sonra da ne siyah alanlarda ne de parlak alanlarda ayrıntı kaybı olmamalıdır. Gözleriniz, bir süre sonra görüntüye uyum sağlar ve küçük sorunları görmezden gelmeye başlar. Bu sebeple ‘’scope’’lar her zaman ciddi öneme sahiptirler. ‘’Scope’’lar, her zaman gerçek değeri söylerler. Monitör kalibreniz düzgün olmasa da ‘’scope’’lar, düzgün bir şekilde oradadırlar. ‘’Scope’’lar, teknik olarak her zaman nesneldirler  ve bir görüntüden fazlasını sunarlar. Renk uzmanı, yayın standartlarına uygunluk için sinyal seviyesini 0 - 100 IRE arasında tutar. 

Belirli teknik kurallar olsada  renk sınıflandırması (color grading) yaparken, filmin öyküsüne katkı sağlayacak; izleyicinin odağını yönlendirecek her türlü değişiklik yapılabilir. Bu yaratıcı bir süreçtir. Doğru ya da yanlış yoktur. Sanatta sanatçı, kendi imzasını atar. Renk uzmanı, bu aşamada ne kadar usta olduğunu gösterir. Önümüzdeki ay, scopeların nasıl okunabildikleri ile ilgili detaylı bir yazı kaleme alacağız. Sonrasında da, renk düzenleme yazılımlarındaki temel araçlar ile renk uzmanının neler yapabileceğini daha yakından inceleyeceğiz. Önümüzdeki ay görüşmek üzere.

Lütfen görüşlerinizi paylaşın. 

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

twitter.com/benleventozturk

instagram.com/benleventozturk


Renk Düzenleme Terminolojisi

D

D65: CIE’nin monitörler için belirlediği beyaz noktası: Karşılığı 6500 Kelvin’dir.

DCI-P3: Dijital sinemada kullanılan renk uzayı.

Dailies: Günlük çekimlerin çevrimdışı (offline) hale getirilmesi. Bu dosyalar proxy olarak da belirtilen özgün hallerinden daha düşük boyutlu dosyalardır.

Debayering: Raw dosyalarının okunabilmesi için gereken dönüştürme süreci.

Defocus: Işıkbilim (optik) ya da bir efekt kullanılarak görüntünün bulanıklaştırılması.

Deliverable: Filmin, dağıtıma hazır hale gelen son sürümü (version).

Denoise: Bir resim ya da görüntüdeki gürültü azaltma süreci.

Densitometer: Negatif filmin renk yoğunluğunun ölçülmesi için kullanılan aygıt.

Depth of Field: Net olmayan yakın ve uzak nesneler arasındaki net görünen alan. Düşük diyafram, düşük alan derinliği sağlar.

Digital Cinema: Sinema filmlerinin dijital olarak yapıldığı dağıtım ve oynatım sistemi.

Digital Cinema Distrubition Master (DCDM): DCI standartı ile belirlenen sıkıştırılmamış görüntü dosyası.

Digital Cinema Initiative (DCI): Dijital sinema gösterimleri yapan firmaların belirlediği ortak gösterim sistemi.

Digital Cinema Package (DCP): Dijital sinema filmlerinin taşıma/depolama (biriktirme) ve oynatımı için oluşturulan içerik.

Digital Intermediate (DI): Çekim sonrası aşamalarını içeren, filmin bitirilme süreci.

Digital Key Distrubition Master (DKDM): DCP üzerinde tam denetim sağlar. Değiştirmek ya da kopyalamak için gereklidir. Key Delivery Message (KDM) oluşturur. KDM bir XML dosyasıdır.

Digital Picture Exchange (DPX): Genellikle görsel efekt çalışmalarında kullanılan, görüntünün tek bir karesini içeren dosya biçimi.

Display-Referred: Renk düzenleme sürecinde, monitördeki resmin renk tutarlığını belirleyen renk yönetimi türü.

Dissolve: Bir görüntünün belirli bir süre içerisinde pürüzsüz ve kesintisiz olarak çoğalarak, diğer azalan görüntüye geçmesi.

DIT (Digital Imaging Technican): Dijital görüntüleme teknisyeni. Sette görüntü kayıtlarını düzenleyen/yedekleyen kişi.

DNxHD (Digital Nonlinear Extensible High Definition): Avid tarafından geliştirilen sıkıştırma formatı.

Dynamics: Görüntünün parlaklık ya da renk değişikliklerinin bir değerden başka bir değere (başlangıçtan bitişe) getirilmesi için eklenen her bir noktaya verilen ad. (bknz. Keyframe)

Dynamic Range: Görüntünün parlak ve koyu alanları arasındaki ayrım. Dinamik (devingen) aralık. Yüksekliği bu alanlarda daha fazla detay olduğu anlamına gelir.

DP ya da DOP (Director of Photography): Teknik olarak bir sahnenin çekiminde kamera ayarları/ışık/pozlama’dan sorumlu kişi. Görüntü yönetmeni.

Down Conversion: Yüksek bir boyuttan daha düşük bir boyuta dönüştürme işlemi.

DPX (Digital Moving Picture EXchange): Kodak tarafından geliştirilen BitMaP tabanlı, film çalışmalarında kullanılan digital görüntü standartı. DPX, TIFF/PNG/JPEG dosyaları gibi standart(ölçünlü) hale(durum) gelmiştir. Genellikle 10 Bit RGB olarak kullanılır.

DSM (Digital Source Master): DCP için kullanılan DPX çıktısı.

E

EDL (Edit Decision List): Offline projenin programlar arasında paylaşımına olanak veren dosya formatı.

Exposure: Çekim esnasında sensöre ulaşacak ışık seviyesini ayarlar.

F

Fade In: Görüntü parlaklık seviyesinin siyahtan olağan seviyeye gelmesi.

Fade Out: Görüntü parlaklık seviyesinin olağanda siyah seviyeye gelmesi.

Flat: Düşük karşıtlıklı (kontrast) görüntü.

Fourrier Transform: Zaman ortamındaki bir veriyi frekans ortamına, frekans ortamındaki bir veriyi zaman ortamına dönüştürür.

FPS (Frame Per Second): Görüntülenin kaydedildiği ve oynatıldığı saniyedeki kare sayısı.

Frame Rate Conversion: Saniyedeki kare hızının değişimi. Çeşitli yöntemleri vardır. Kare yinelemesi ya da karelerin iç içe geçmesi gibi. Yazılımlarda farklı işlemci gücü gerektiren Frame Interpolation yöntemleri bulunur. Kare sayısı değiştiğindeki görüntünün niteliğini bu metodlar belirler. Frame Blending gibi... (bknz. Interpolation)

Full Range: Video sinyalinin yasal sınırlar içinde kapladığı alan. Örneğin: 10 Bit için, 0 (siyah) - 1023 (beyaz) arasında kalan görüntülenebilen alan.

G

Gamma: Monitör parlaklığının doğrusal olmayan temsili. Dijital görüntüleme sisteminde parlaklık değeri olarak da kullanılır. Ayrıca. Slope/Offset/Power’da Power fonksiyonu ile ayarlanır. İnsan gözünün parlaklığa karşı algısı doğrusal değildir. Karanlık alanlara karşı daha duyarlıdır. Dolayısı ile bir görüntü kaydedici, parlaklığı gözümüz gibi algılamalı; görüntüleyici ise tam tersini yapmalıdır. Video sinyali eğrisine voltaj verilerek eğrili doğrusal olmayan bir hale dönüştürülür. Böylece, resmin karanlık yerlerdeki aydınlık şiddeti değişimleri resmin daha aydınlık yerlerindekilere oranla daha fazla voltaj salınımına sebep olur. Ekranlar bu işlemi tersine çevirirler. Bu ters gamma efektinin diğer bir etkisi de, resmin karanlık bölümlerindeki gürültünün aydınlık yerlere göre daha fazla bastırılması biçiminde olmasıdır.

Gamut/Color Gamut: Herhangi bir görüntüleme aracının üretebildiği renk aralığı. Görünen renk üç farklı rengin birleşmesi ile oluşur. Bu renkler CIE (Commission internationale de l’éclairage/Uluslararası Aydınlatma Komisyonu (kurul)) tarafından oluşturulan çizelgenin (diyagram) belirli noktalarında bulunurlar. Renklerin dönüşümü bu çizelge içerisinde mümkün olur.  Ancak geniş bir çizelge daha küçük bir çizelge ile eşleşmeyecektir.

Gain: Görüntünün beyaz seviyesinin düzenlendiği ayar. Çıkış sinyalinin giriş sinyaline oranı.

Garbage Matte: Var olan matte’de belirlenebilecek özel alanların, matte’den çıkarılmasını sağlar.

Graticule: Görüntü ölçüm araçlarındaki seviye çizgileri.


Devam edecek...