Reklamı Kapat
Anasayfa > Makaleler > Manyetik Kayıt Tarihi [3]
Manyetik Kayıt Tarihi [3]
25.03.2019 12:26

[1] Kasetler

Atmaya kıyamadığım yüzlerce kasetle cebelleşip duruyorum, nereye koyacağım, bir daha çalacak mıyım, bu kadar saklamaya değer mi?  Kafam karışık, birçoğunu ne zaman aldığımı bile hatırlamıyorum. En son ne zaman kasetçalara bir bant koyup dinledim o da meçhul. Evet, son zamanlarda bir nostaljidir gidiyor, bir de kulağa hoş gelen bir kelime uydurdular: “vintage”. Millet plaklara merak sardı, dünyada bazı firmalar yeniden kaset basmaya başladılar. Hatta internet ortamında eski kaset satışları da çoğaldı. Sanırım dünya tarihinde en çok sevilen, üretilen, paylaşılan format olmuştur ses kasetleri ve bizler hâlâ hatıralarımızda yaşatıyoruz bu sevimli renkli plastik kutucukları.

Kasetler bizi bir mekâna esir olmaktan kurtardı ve kolayca kayıt yapabilmemizi, o kayıtları başka yere taşımamızı kolaylaştırdı ve ucuzlaştırdı. Herkes, özellikle gençler çok sevdi kaseti, hepimiz onun sayesinde birer “walkman” olduk. Gazeteciler ve müzisyenler de çok mutluydular. Kasetleri mikslemekten, onları kalemle sarmaktan bıkmadan onlarca yıl bu böyle devam etti.

Kaset iç yapısı

Geçen sayılarımızda manyetik kaydın gelişim sürecini incelemiş ve sonunda çok kaliteli kayıtlar yapabildiğimiz makara bantlara kadar gelmiştik. Fakat makara bantlar ve onları kaydedip çalabilen cihazlar büyük, hantal, taşıması neredeyse imkânsızdı, üstelik de pahalıydı. Pratik kullanım için tasarımı geliştirildi ancak genel herkesin kullanabileceği kadar yaygınlaşamadı. 

Makara bantların sıkıntılı durumundan mustarip olan özellikle ev kullanıcıları için çalışan RCA (Radio Corporation of America) bantları bir kutu içine sokma fikrini ilk olarak 1958 yılında RCA tape cartridge ile gerçekleştirdi. Mevcut 6.35mm (1/4 inç) makara bantların kullanıldığı 127x197x13 mm (5x7.125x0,5 inç) boyutlarındaki bu ilk kaset yapısının içinde biri bandın salındığı diğeri toplandığı iki makara vardı. Yaklaşık 9,5 cm/s  (3.75 ips) kayıt hızıyla iki yüzüne toplam 60 dakikalık kayıt yapılabiliyordu. RCA cartridge kaydedicilerin ilginç olan bir yanı da bandın kayıtlı her iki tarafını da bandı çevirmeye gerek kalmadan okuyabilen bir auto reverse sistemine sahip olmalarıydı. 

RCA kartuş

Çok tutulmayan bu formatın ardından daha etkili bir format geldi. 8-track tape, 8-track cartridge ya da yaygın söylemde Stereo-8. 1980’li yıllara kadar kullanılan bu kaset formatı ülkemize Amerikan arabaları aracılığıyla girdi. O dönemlerde Amerika’da üretilen birçok otomobile bizdeki adıyla kartuş teyp takılıyordu. Bu kartuşlar genellikle 8 şarkılık bir kapasiteye sahip olduğu için bu isimle anıldılar. Dinlediğiniz bir makara bandı değiştirip yenisi dinlemek istediğinizde, plağa göre daha karmaşık ve uzun süren bir ritüel gerekti. Bandı çalıcıdan çıkartmak için bandı tekrar başa sarmanız yenisi dinlemek için de makarayı çıkartıp yerine yenisini takıp bandın ucunu uzatıp kafa ve diğer mekanikten geçirip boş makaraya dolamanız gibi uzun bir işlem süresi gerekti. Bu yenilik kullanıcılara hafiflik ve pratikliğin yanın da kartuşu istediğin zaman çalıcıdan çıkartıp tekrar takıp çalabilme kolaylığı getiriyordu.

Stereo 8 kartuş kaset

Stereo-8 kartuş teypler Richard Kraus tarafından Lear Jet Corporation için 1963 yılında tasarlanmıştır. RCA kartuştan farkı sadece tek bir makara sistemine sahiptir. Bu kaset mekanizmasında bant sarılı olduğu tek makarada dönerken iç mekanizma bandı hem salıyor hem de aynı makaraya topluyordu. Cihaz durduruluncaya kadar döngü şeklinde çalan bandın akış hızı 9,5 cm (3.75 ips), genişliği ise 6.35 mm (1/4 inç) idi.

Stereo 8 kartuş kasetin tek makaralı ilginç yapısı

Stereo-8 teyplerde bant önü ve sonu, bazı hazır kayıtlı bantlarda parça aralarında manyetik bant yerine folyo yapıştırılmıştır, bu metal özelliği olan folyo kısmı teypteki kontak algılayıcılara geldiğinden isteğe bağlı olarak teybi otomatik olarak durduruyordu. 

Bu dönem fiziksel yapı itibariyle kaset olan, ancak o dönem böyle bir kavram olmadığı için kartuş dönemi olarak anabileceğimiz bir zamandı. Ta ki bizim lalemizi çaldırdığımız “filipis” ya da halk arasında söylendiği gibi efsane Philips firması Compact Casette türünü geliştirene kadar. Kaset bir teknoloji devrimiydi, makaralara göre daha küçük boyutlardaydı, bir kaydediciyle saatlerce kayıt yapma olanağı veriyordu. Philips Hollandalı bir Marksist olan, Gerard Philips tarafından 1891 yılında Hollanda'da Eindhoven kentinde  kuruldu. Rivayet o ki Bay Philips anne tarafından Karl Marx'ın kuzeniymiş.  

Philips EL 3300  ilk kaset kaydedici

İlk kaset formatını 1962 yılında geliştiren Philips, Compact Audio Cassette (CAC) ya da Musicassette (MC) olarak adlandırdığı bu büyük yeniliği ilk olarak 1963  Berlin Radio Show’da görücüye çıkarttı. İlk kaset kaydedici, basit tek kanal mono kayıt yapan ve dinamik bir mikrofon bağlanabilen Philips EL 3300 modeliydi. “Küçük Kutu” anlamına gelen Compact Cassette, genel olarak “kaset” olarak anılmaya başladı. Bir anlamda büyük makara bantları küçülterek bir kutuya sığdırmayı başarmıştı portakal renkli arkadaşlar. Kaset belki de kayıt teknolojisi tarihinin gramofondan sonraki en önemli buluşuydu. Aslında plaklarla karşılaştırılınca ses kalitesi oldukça düşük olsa da bu ayrımı genel dinleyici pek ayırt edemedi, ayrıca kolaylıklarından dolayı umursamadı.

Kasetler RCA tape cartridge türünden ilham alınmış gibi bir kutucuğun içine birinden dolu bandın salınıp diğerinden toplandığı çift makaralı bir fiziksel yapıya sahiptir. Bant iki makara arasında akarken banda temas edecek kayıt, okuma ve silme kafalarının gireceği boşluklar ve özellikle okuma, kayıt kafasının banda tam temasının sağlanması için basit yaylı bir keçe yastığı sistemi vardır. Bandın kutu içindeki dönüşünü düzenleyen plastik yataklar ve minik kılavuz makaralarda bu 10 cm x 6,3 cm x 1,3 cm boyutlarındaki koruyucu plastik kutu içine yerleştirilmiştir. Kasetlerde kullanılan bant yaklaşık 3.81mm (1/8 inch) genişliğindedir ve 4.76 cm/s kayıt, okuma hızına sahiptir. Kaset bantları A ve B olarak iki yüzü birden kullanılır ve bu yüzlere birer stereo ses kaydı yapılabilir. Böylece her kasetin 4 farklı ses kanalı kapasitesine bulunmaktadır.  

Kasetlerde kullanılan bantlar makara bandın gelişimi sürecinden etkilenerek şekillendi ama sonrasında sadece kaset bantlarına uygun manyetik yapısı olan bant türleri de geliştirildi. Bantları kalite sırasına göre temel olarak normal bant diyebileceğimiz ferric oxide, halk arasında krom bant denilen chromium dioxide (CrO2) bantlar ve metal bant olarak bilinen yüksek kaliteli bantlar olarak sınıflayabiliriz. Bantlarda manyetik malzeme olarak pudra kıvamında mikro tanecik halinde kırmızı demir oksit (Fe2O3) ve silinmesi zor olan, güçlü sinyal kaydına yönelik siyah demir oksit (Fe3O4) malzeme kullanılır. 1990’lı yıllarda en uç kalite olan süper metal bantlar çıktı. Bu bantların ses kafalarını çabuk yıpratan daha sert malzeme yapısı ve yüksek fiyatı sadece profesyoneller için tercih sebebi oldu.

Kayıt koruma ve kaset tipi seçimi çentikleri

Kasetler sayesinde hiçbir medyanın bize sağlayamadığı bir ortamı yaşayabilir hâle geldik ki kasetlerin bizlere sağladığı en büyük avantaj bir kasete tekrar tekrar kayıt yapılabilmesiydi. Kasetlerin üst kısmında “çentik” diye tabir edebileceğimiz plastik parçaları kırarak yanlışlıkla o kasetin silinip üzerine başka bir kayıt yapılmasının önüne geçilirdi. Bu kayıt koruma sistemi, (Write protection) kaydediciye takılan kasetin bu bölümüne denk gelen bir anahtar konumu algılayarak sistemin kayıt bölümünü devreye sokması ya da kaydı engellemesi esasına dayanır. Ama kayıt koruması için çentiği kırılan bir kaset yeniden kullanmak istenirse oraya bant yapıştırılarak kayıt koruma tekrar devre dışı bırakılmış olurdu. Bu algılama sisteminin aynısı yine kasetin üst bölümünde kayıt koruma gibi olan çentikler kasetlerin bant yapısının, tipinin kaydedici tarafından otomatik seçilmesi için de kullanılırdı.

Kasetlerin kayıt yapılabilecek süreleri değişkenlik gösterse de bazı standartlar vardır. Yaygın olarak C 46, C 60 ve C 90, nadiren C100 ve C120 kasetler önlü arkalı toplam süreyi dakika olarak belirtir ve halk arasında 60’lık, 90’lık kaset olarak ifade edilir. Süreleri ifade eden büyük C harfi muhtemelen Cassette  adından geliyor. Firmalar C180 hatta C240’lık kasetler çıkartsalar da, bu bandın kolay sünmesi ve kopması gibi teknik sıkıntılar oluşturduğu için tutmadı. Çünkü bandın süresini uzatmak bandın uzunluğunu artırmak bunu da aynı makaraya sığdırabilme zorunluluğu bant kalınlığını mikro seviyelere indirgemek demekti. Düşünün kasetin başındasınız sonundaki parçayı dinlemek istiyorsunuz, yaklaşık 130 metrelik bant şeridin kasetin içinde birkaç santim çapa ulaşabilen bir makaraya sarılması belki dakikayı geçecek süre alabilir. Günümüzde basit bir müzik çalar sistemde bile ulaşım hızı bir performans, kalite değerlendirilmesi olarak kabul edilirken o dönem çektiklerimizi hayal ederken zorlanıyorum. Ama onun da ayrı bir güzelliği vardı, diyelim.

Tüm dünyada olduğu gibi özellikle 1980-1990’lı yıllar ülkemiz kaset endüstrisinin en üretken olduğu dönemdi. 1984 yılında kaset satışları, plakları geçmişti. Pop müziğin patladığı bu dönemde o kadar çok yeni sanatçı çıkmıştı ki kaset baskısı yapan fabrikalarda ciddi sıralar oluşurdu. Hatta o dönemin üretim büyüklüğünü belirten bir laf, halk arasında çok sevildi: “Kaseti olmayana kız vermezler”. Bu dönemin bir başka özelliği de her ne kadar plak basımı durmuş olsa, yeni teknoloji CD üretimi her geçen gün artsa da en büyük pazar hâlâ kaset olduğu için çoğu sanatçının müzik albümlerinin sadece kaset formatında piyasaya çıkmasıydı. Arşivimde o dönemi yaşatan sadece kaset olarak basılmış birçok albüm var.

Kaset dönemine damgasını vuran büyük Türk firması Raks

Ülkemizde de hiç yabana atılamayacak büyüklükte bir kaset endüstrisi vardı. 1980’li yılların başında kurulup gelişen ünlü Raks firması dünya ölçeğinde kaliteli ve büyük miktarda kaset üretim yapan bir sanayi deviydi. Hatta Raks bir ara dünyanın en büyük kimya firmalarından olan BASF firmasının manyetik bant üreten bölümü BASF Magnetics’i satın almaya bile kalkmıştı. Sektörün en önemli yayın organı One To One dergisinde “Türk Devi Raks, Basf’ı almaya niyetli” diye haber çıkmıştı. Raks, teyp ve videokaset üretiminde dünyanın ikinci büyük firması hâline geldiğinde aynı zamanda müzik yapımcılığı sektörüne de girmişti. Elektrikli aletler üretemeye başlamış, Manisa fabrikasındaki çalışan sayısı 2.700’e ulaşmıştı. 

Kaset 1980’li yıllara gelindiğinde ses kaydından başka bir mecra daha bulmuştu. O zamanlar evlerimize girmeye başlayan bilgisayarlar data recorder olarak bildiğimiz kasetleri kullanıyordu. O dönem bilgisayarlara yüklenecek programlar ve oyunlar bizlere kasetler aracılığıyla ulaşıyordu. Artık Atari, Commodore kasetlerimiz vardı. Uzun bir süredir dijital bilgisayar verileri farklı manyetik medya ortamlarına aktarılıyordu ama ev kullanıcıları için bulunan bu pratik kaset çok tutmuştu.

Kasetin icadı sonrası analog dönemde ses teknolojisi ağırlıklı olarak klasik kasetler üzerinde gelişti. Birçok deneysel tasarımlar olsa da analog dönemde kullanılan iki kaset formatına daha değinelim. Normal kasetlerden bir hayli büyük olduğu için “large, L” anlamında adlandırılan  Elcaset, 1976 yılında Sony tarafından geliştirilen fakat pek yaygınlaşmayan bir kaset formatıydı. Elcaset normal kasetin neredeyse iki misli büyüklüğünde, bandı daha geniş ve daha yüksek akış hızına sahipti. Bu nedenle ses kalitesini o zamanlar için profesyonellere yönelik olacak kadar yükseltmişti. 

Sony Elcaset ve Micro kaset

Mikro ya da mini kasetler, kaset ailesinin yaygın kullanılan en küçük üyesiydi. Daha çok, yüksek ses kalitesi gerektirmeyen işler için, diğerlerine göre çok küçük kaydediciler üretmeyi olanaklı kıldı. Gazeteciler röportajları için ceplerinde taşıyabilecek kadar küçük bu teypleri kullanmaya başladılar. Bu özelliği dolayısıyla mikro kasetleri kullanan küçük teyplere halk arasında gazeteci teybi de denmiştir.

Mini kasetler hayatımıza bir başka açıdan da kolaylık getirmişti. Evimizde ve ofisimizde yokken telefonla arandığımızda bizim yerimize gelen mesajları kaydeden telesekreterlerde yaygın olarak kullanıldı. Cep telefonları yaygınlaşana kadar telesekreter hizmetleri bu minik kasetler tarafından yürütülmüştü. 

Kasetlere ses kaydı yapan teknoloji dijital dönemde de devam etti. Ses verileri ve müzikler artık dijital olarak kasetlere kaydedilmeye başlandı. Bu dönemde de bir sürü kaset formatı üretilse de en yaygın olanı profesyonellere yönelik olsa da ev kullanıcılarının da sevdiği DAT (Digital Audio Tape) türüdür. DAT tüm analog formatların aksine daha sonra video bölümünde değineceğimiz döner kafa (rotary head) sistemine göre çalışır. Sony firmasının 1987 yılında geliştirdiği DAT, videokaset mekanizmasına sahip, normal kasetlerde kullanılan bant genişliği olan 3.81 mm bant kullanarak 16 bit derinlikte, 32khz, 44.1khz ve 48khz örnekleme frekansıyla (sampling rate) dijital ses kaydı yapar. 

DAT (Digital Audio Tape) kaseti

Yine döner kafa teknolojisiyle dijital ses kaydı yapan ve profesyonellere yönelik çok kanallı (Multitrack recording MTR) müzik kayıtlarında kullanılan iki ses kaseti formatı ADAT (Alesis Digital Audio Tape) ve TASCAM DA-88 formatıdır. Alesis firmasının 1991 yılında sunduğu ADAT formatında o zamanlar evlerde kullanılan VHS videokaset formatından daha yüksek kalitede olan Super VHS kasetler kullanılıyordu. ADAT 120 dakikalık Super VHS videokasetlere minimum 40 dakika, 8 kanal, 16-20 bit dijital kayıt yapabiliyordu.

Tascam DA-88, Alesis ADAT multitrack recorder

DA-88 ise 1993 yılında TEAC firmasının profesyonel bölümü olan TASCAM tarafından müzik endüstrisine tanıtıldı. O da aynı ADAT gibi bilinen bir video formatı olan Hi-8 mm kasetlerini kullanıyordu. Hi-8mm, Sony firmasının küçük el video kameralarında kullandığı bir kasetti. DA-88, DTRS (Digital Tape Recording System) kayıt formatıyla bu küçük Hi-8 mm kasete 108 dakikaya kadar 16-24 bit ve 8 kanal dijital ses kaydı yapıyordu.

Bu iki formatta 8 kanal kayıt yapılabilen fakat istenildiğinde eşzamanlı çalıştırma olanaklarıyla birçok cihaz birbirine eklenerek kanal sayısının 8 ve katları olarak artırılabildiği sistemlerdi. Bu formatlar bilgisayar tabanlı ses kayıt, montaj ve mastering sistemleri gelişip yaygınlaşana kadar müzik kayıt stüdyolarında, müzik endüstrisinde yaygın olarak kullanıldı. Bunlar aslında var olan videolarda kullanılan kaset formatları olduğu için hem ucuz hem de bulunması kolay medyalardı. Tercih edilmelerinin bir başka önemli nedeni de profesyonel dijital ses kayıt formatı olan ve makara bantların kullanıldığı fakat çok pahalı DASH (Digital Audio Stationary Head) sistemlere göre çok ucuz bir alternatif olmalarıydı. DASH kaydediciler adından da anlaşılacağı gibi aynen analog ses kaydedicilerde olduğu gibi sabit bir kafa kullanılıyor ve 44,1 - 48 kHz sampling rate, 16-20 bit ile LPCM (Linear pulse-code modulation) teknolojisiyle makara bantlara dijital ses kaydı yapıyorlardı.

Kaset dünyasının bir başka başarısız oyuncusu DCC (Digital Compact Cassette) Philips ve Matsushita ortaklığının, Sony firmasının MiniDisc teknolojisine karşı 1992 yılında çıkarttığı bir formattı. DCC normal analog ses kasetlerindeki bantların aynısının kullanıldığı fakat diğer formatlara göre tuhaf, farklı bir yapıya sahip kasetlerdi. Philips DCC de MPEG-1 Audio Layer’a benzeyen yeni bir codec (Audio Compression Codec) olan PASC (Precision Adaptive Sub-band Coding)’i tercih etmiş ve kaset kullanan diğer dijital ses formatlarından farklı olarak Magneto-resistive stationary heads olarak ifade edilen bir sabit kafa teknolojisi kullanmıştı. En önemli özelliği ise dijital ses kaydı yapan bu format aynı zamanda normal analog ses kasetlerini de okuyabiliyordu. Her ne kadar analog kasetleri sadece okuyabilme özelliğine sahip olsa da bazı kullanıcıların küçük müdahalelerle normal analog ses kasetlerini cihazlara DCC kaset olarak tanıtıp dijital kayıt yapmayı başarmalarına rağmen bu sistem de tutmadı. 

Philips  DCC (Digital Compact Cassette)

Hâlâ elimizin altında olduğu için bu yazıda kasetlerin teknik özelliklerinden söz etmeye çalıştım. Bence hiçbir format, kaset kadar büyük bir kültür ve sevgi yaratmamış olmasıdır. Çünkü kasetler bir kaydedicisi olan herkese yaratıcılıklarını kullanma, bir sanatçı olabilme şansını verip tüm dünyayı etkileyen bir yaşam kültürü oluşturdu. Bu nedenle birkaç sayfaya sığmayacak kadar geniş bir dünya olan “kaset kültürü” nü gelecek sayıda inceleyeceğiz. Hatıralar eşliğinde biraz gülerek biraz hüzünlenerek…

YAZAR HAKKINDA
Savaş Ferhat
savas.ferhat@trt.net.tr