Reklamı Kapat
Anasayfa > Makaleler > Tam da Küreselleşirken: Medyanın Ters Köşesi
Tam da Küreselleşirken: Medyanın Ters Köşesi
13.06.2017 11:09

Tüm dünya medyası Donald Trump’ın Suudi Arabistan ziyaretini sayfalarca ve dakikalarca haber yaparken, birkaç gün sonra bir anda yine tüm dünya medyası Manchester’deki patlamayla gündemi değiştirmiş; milyarca insanın kafasında aynı soruları ve düşünceleri oluşturmuştur (www.bbc.com, 2017). Medya, tüm dünyada aynı gündemi yaratma ve sürdürme gücüne sahip araçlardan oluşan dinamik bir yapıdır (Chen, 2017, xiv). Dünya üzerinde aynı gündemi yaratma, aynı biçemi yerleştirme, aynı kaynaklara yönelme gibi etkilerinden dolayı da tekelleşme, benzeşme, küreselleşme yanlılarınca çok fazla kullanılmaktadır. Medya bir anlamda, sömürgeci ülkelerin geliştirdiği küreselleşme hareketinin temel gayrı resmi araçlarıdır (Treismen, 2015, 937). Sömürgecilerin, amaçlarına ulaşmak için en çok yaygınlaştırdığı araçlar medyadır. 

Rusya’da özerk cumhuriyetlerin, İspanya’da Katalanların iyiden iyiye kıpırdanmaları; Afrika’daki etnik grupların, kabilelerin sıcak çatışma kıvamına gelmeleri, iyi örgütlenmiş terör örgütlerinin de çabalarıyla dinler arası ayrımın giderek artması küreselleşme (globalleşme) kavramının pratiğinin yalan olduğunu ortaya koymaktadır (McLaughlin, 2016, 129). Uluslararası politik bir stratejinin uygulaması olan küreselleşme, devletlerin rejiminden ithalat ihracat dengesine, konuşulan dilden televizyonda yayınlanan programlara kadar, tüm yaşamı içine alan bir sömürü planıdır (Samuels, 2016, 63). 21. Yüzyıla kadar dünyayı coğrafi keşifler, kolonyalizm, sanayi devrimi, modernleşme gibi bahanelerle sömüren silahlı güçler, 21. Yüzyılda da küreselleşme adı altında tüm dünyayı kocaman bir sömürge yığınına dönüştürmeyi planlamaktadır. 

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki usta stratejistler tarafından planlanan küreselleşme, başta ABD’nin gayrı resmi sömürgeleri olmak üzere, kapılarını ABD’ye kapatmış ülkelerde bile uygulanmaya konulan bir oyundur (Sprain, 2016, 75). Globalistler, tüm dünyayı ele geçirmek için hazırladıkları planlarını pek çok ülkede kukla yöneticiler aracılığıyla uygularken, medya aracılığıyla da kültürel egemenlik sağlamaktadır (Hovell, 2016, 41). İnsanlara çok fantastik hayal dünyaları ve eğlenceler sunar gibi görünen medya, fark ettirmeden düşünce sınırlarını daraltmakta, tekdüze kalıplar içinde basit yaşam biçemleriyle insanları oyalamaktadır. Modern yaşamın yorucu ritmi içinde dinlendiğini ve eğlendiğini sana insanlar, medyanın fantasyaları içinde gerçekleri görememekte, yanıltıcı bir gerçeklik içinde yaşamakta ve medyanın her dediğini yapmaktadırlar (Cereci, 2012, 24). Medya bu şekilde kendine geniş bir egemenlik alanı bulmaktadır. 

Amerika Birleşik devletleri, Kenya veya Filipinler’de yayınlanan gazetelerde aynı haber başlıklarının manşet olması; Portekiz, Türkiye veya Güney Kore’de en çok izlenen televizyon yapımlarının aynı olması; tüm dünyada internet aracılığıyla aynı emojilerle anlaşılması, küresel bir medyadan söz edilmesini olası kılmaktadır (Padovani ve Shade, 2016, 334). Bir tekelden yönetildiği izlenimini veren dünya medyası, çoğu zaman dünyayı yöneten güçlerin sözlerinden dışarı çıkamamaktadır. Bu bağlamda, küreselleşmeye hizmet ediyor gibi görünen medyanın, fark ettirmeden küreselleşme karşıtı hareketleri de desteklemesinin yine bir strateji sonu olması olasılığı bulunmaktadır (Eberwein ve Porlezza, 2014, 432). Medyada yer alan ırkçı, dinci, ayrımcı, etnik unsurları ön plana çıkaran yayınların da, çıkarlara dayalı belirli bir uluslararası politikanın uygulaması olması olasılığı yüksek bulunmaktadır.

Medyanın meraklı ve abartılı alıcıları dünyanın dört bir yanından etnik ve milliyetçi hareketleri, çatışmaları toplayıp yaygın ağlarıyla diğer dört bir yana taşırken; antiküreselleşmeye de katkıda bulunmaktadır. Tam da tüm dünya medyadan yayılan bir dili konuşmaya başlamış; aynı ünlü kişilerin adlarıyla gündemlerini oluşturmuş; aynı televizyon dizileriyle hayal dünyalarına dalmışken, medyanın etnisiteyi ve milli çıkarları ön plana çıkaran, mezhepçiliği savunan yayınları küreselleşmeye darbe vurmaktadır (Willems, 2014, 17). İnsanlar farklı olanlara, etnik kültürlere ilgi duymakta, bu nedenle medyanın, birbirine benzeşenden ayrılan yayınlarına daha çok ilgi göstermektedirler. Medyanın ayırıcı ve farklılığı yücelten etkisi, benzeştiren ve tekdüzeleştiren etkisinden daha ağır basmaktadır (Juan vd., 2015, 218). Bu bağlamda medya, belki de küreselleşmeden çok antiküreselleşmeye katkıda bulunmaktadır.

Kaynaklar

  1. Cereci, S. (2012). Modernleşme Sürecinde Medyanın Rolü: Yaklaşımların Sınırlanması Sorunu. İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi, Journal of the Human and Social Science Researches, 1 (2): 7-27.
  2. Chen, T. (2017). Context, Coordinate, Circulation: The Postrepresentational Cartographies of Global Asias. Verge: Studies in Global Asias, 3 (1): vi-xiv.
  3. Eberwein, T. ve Porlezza, C. (2014). The Missing Link: Online Media Accountability Practices and Their Implications for European Media Policy. Journal of Information Policy, (4): 421-443.
  4. Hovell, D. (2016). Due Process in the United Nations. The American Journal of International Law, 110 (1): 1-48.
  5. Juan, A. D. ve Pierskalla, J. H. ve Vüllers, J. (2015). The Pacifying Effects of Local Religious Institutions: An Analysis of Communal Violence in Indonesia. Political Research Quarterly, 68 (2): 211-224.
  6. McLaughlin, L. (2016). Hard Lessons Learned: Tracking Changes in Media Presentations of Religion and Religious Aid Mobilization after the 1995 and 2011 Disasters in Japan. Asian Ethnology, 75 (1): Special Issue: Salvage and Salvation: Religion and Disaster in Asia: 105-137.
  7. Padovani, C. ve Shade, L. R. (2016). Introduction to the Special Issue: Gendering Global Media Policy: Critical Perspectives on “Digital Agendas”. Journal of Information Policy, (6): 332-337.
  8. Samuels, J. (2016). Buddhist Disaster Relief: Monks, Networks, and the Politics of Religion. Asian Ethnology, 75 (1): Special Issue: Salvage and Salvation: Religion and Disaster in Asia (2016), 53-74.
  9. Sprain, L. (2016). Paradoxes of Public Participation in Climate Change Governance. The Good Society, 25 (1): 62-80.
  10. Treismen, D. (2015). Income, Democracy, and Leader Turnover. American Journal of Political Science, 59 (4): 927-942.
  11. Willems, W. (2014). Beyond Normative Dewesternization: Examining Media Culture from the Vantage Point of the Global South. The Global South, 8 (1), New Media and Mass/Popular Culture in the Global South, 7-23.
  12. www.bbc.com. Manchester Arena Blast: Moment of Explosion. http://www.bbc.com/news/av/uk-england-manchester-40008519/manchester-arena-blast-moment-of-explosion. 25.05.2017.
YAZAR HAKKINDA
Prof. Dr. Sedat Cereci
Mustafa Kemal Üniversitesi İletişim Fakültesi
Yorum Yap
Yorumunuz :
Kalan: 250  
Adınız :
E-Posta Adresiniz :
Yorumlar
Şu an yorum bulunmamaktadır.