Reklamı Kapat
Anasayfa > Makaleler > Çarpık Kentlerin Çarpık Medyası
Çarpık Kentlerin Çarpık Medyası
21.11.2020 09:52

Bu çalışmada,  göçlerin neden olduğu plansız kentleşme, aşırı kentsel büyümeden kaynaklanan sıkıntılar, genişleyen ve kalabalıklaşan kentlerde yaşanan hukuk sorunları ele alınmış; kentsel yaşamın temel unsurlarından biri olan modern medya değerlendirilmiş ve medyanın hukuka riayet ve suç işlemedeki etkileri açıklanmaya çalışılmıştır. 

Büyük ölçüde Sanayi Devrimi’yle başlayan kitlesel köyden kente göçler, modern çağın en büyük sorunlarından birini oluşturmaktadır. Dünyanın hemen her yerinde kitlesel göçler yaşanmakta, fiziksel ve kültürel yapılar değişmekte, sorunlar artmaktadır (Sieveking ve Fauser, 2009: 169). Yönetimlerin çoğunlukla kitlesel göçlere hazırlıksız olması, altyapı eksikliği ve kültürel karmaşa sorunların nedenlerinden bazılarını oluşturmakta, göçmenlerin uyum sorunu, barınma, beslenme ve istihdam gibi sorunlar bazen insancıl, bazen hukuki yönleriyle söz konusu olmaktadır (Aerni, 2016: 17). Modern çağda medya, yaşamın merkezindeki araç olarak göçü, hukuku, suçu ve kent kültürünü de yönlendirmektedir. 

Kentleşme, kırsaldan kentsel alanlara göç eden insanların yapısal değişimi, yeni koşullara uyum sağlaması, değişim için yollar ve araçlar oluşturulması olarak tanımlanmaktadır (Hussain ve Imitiyaz, 2018: 23521). Kentleşmenin, insancıllığa katkıda bulunmaktan daha çok, yabanıllığa katkıda bulunduğu görüşü artık daha çok tartışılmaktadır. İbn Haldun’a göre kentleşme, toplumsal yaşamın bozulmaya yüz tuttuğu bir evredir (Çokluk, 2019: 11). Kentleşmeyle birlikte insancıl yapının hasar gördüğü, ahlaksızlığın ve suç oranlarının arttığı bilinmektedir (Ghani, 2017: 28). Nüfus, fiziksel ve toplumsal ihtiyaçlar, trafik, teknoloji, sosyal alanlar, kamusal alan, ekonomi ve tecim gibi modern kentsel unsurların arttığı ve karmaşık bir durum aldığı çağda, göçü ve kentleşmeyi denetlemek de güçleşmiştir.

Kentleşmenin aslında çok da fazla medenileşmeyle insanlaşmayla ilgisi olmadığı, kentleşmenin karmaşanın ve serbestlikten kaynaklanan ahlaksızlığın temeli olduğu tartışılmaktadır (Jarah vd. 2019: 28). Coğrafya, ekonomik düzey ve gelişmişlik farkı olmaksızın, dünyanın hemen her yerinde göçlerle ve kentlerin genişlemesiyle birlikte hukuk sorunlarının ve suç oranlarının arttığı saptanmıştır (Catella, 2020: 3). Göçün içinde, sakin, uysal, göçün zorluklarını ve uyum yükümlülüğünü üstlenmiş insanların yanı sıra, bunalmış sıkılmış, dışlanmış, aşağılanmış, sabıkalı insanlar da bulunmaktadır. 

Kentsel yaşam hemen her yerde, fiziksel yapılanma, asfalt veya beton yollar, sivil yapılar, kamu binaları, sağlık, eğitim, ekonomi gruplarının, dini grupların gereksinimlerini karşılayan alanlarla oluşmaktadır (Heinrichs, 2015: 233). Ancak kentte yaşayan tüm grupları, etnik köken, din, mezhep, dil, kültür ayrımı yapmadan bir plan yapılmadıkça kentleşme sağlıklı olarak gerçekleşmemektedir. Kentliyi oluşturan etnisite veya kültür gruplarının arasında uyumu ve bütünleşmeyi sağlamak kent planlamasının ve sağlıklı kentleşmenin gereğidir (Schubert, 2015: 171). Sağlıklı kent planlaması yapılmadığında, sıkça hukuki sorunlara, karmaşaya ve suç oranlarının artışına rastlanmaktadır.

Kentleşmenin oluşumunda, kent kültürünün yapılanmasında ve kent hukukunun uygulanmasında medya başrol oynamaktadır. Kent halkının da temel başvuru kaynağı medyadır (Weisband, 2019: 13). Medya, gazete, dergi, radyo, televizyon ve internetten oluşan araçlardır ve sürekli insanlara ileti aktarmaktadır. Haber, bilgi, görsel, eğlence, düşünce, yorum, eleştiri, fotoğraf ve daha pek çok ileti, medyanın içeriğini oluşturmaktadır (Ognyanova, 2019: 37). Kentte yaşayan insanlar, dünya ve ülke gündemini, gelişmeleri, sorunları, kuralları, kültürü, sosyal etkinlikleri, modayı, gereksinim duydukları bilgileri ve merak ettiklerini medya aracılığıyla öğrenmekte, sayısız iletiye medya ile erişmektedirler (Saldern, 2018: 33). Medya, kent yaşamının da ülke gündeminin de temel kaynaklarından birisi, yaşamın başlıca referansı durumuna gelmiştir. Özellikle sayısal medya temelli internet, modern yaşamın başlıca haberleşme, ileti aktarma ve eğlence kaynağı olmuştur (Busse ve Beer, 2017). Modern çağda çok fazla kitap ve gazete okumayan insanlar, medyada gördüklerine inanmakta ve onlardan etkilenmektedir.

Medyada yer alan cinayet,  hırsızlık, tecavüz gibi olayların haberleri giderek kanıksanmakta, medya suçu bile normalleştirmektedir. Bu da karmaşık kent yaşamında suçların daha kolay işlenmesine, suça eğilimli olanların cesaret sahibi olmasına neden olabilmektedir (Marder vd., 2015: 18399). 1991 yılında 1. Körfez Savaşı’nın CNN televizyonundan canlı yayını, 2015 yılında Fransa’nın başkenti Paris’te, 12 kişiyi öldüren teröristlerin polis tarafından takibinin canlı olarak tüm dünyada yayınlanması ve benzer çok sayıda yayın savaşı ve terörü alışılmış eylemlere dönüştürmüştür (Cereci, 2015: 101). Değişik nedenlerle dünyada şiddet ve çatışmalar artmış, yaşamın yansıması olan medyada da şiddet ve çatışma içerikli iletiler artmıştır. Medyada yer alan hemen her şey, insanların çok yakınlarında hissetmeleri nedeniyle doğal ve normal karşılanmaktadır  (Breunig ve Eimeren, 2015: 524). İnsanlar sık sık gördükleri ve duydukları durumlara alışmakta, normal karşılamaktadır. Medya ise, normalleştirmenin en etkin aracıdır.

Türkiye’de hemen her gün medyada kadın cinayeti haberleri yer almaktadır. Bazen şiddet görüntüleriyle birlikte, bazen mozaiklenmiş kanlı görüntülerle ve vahşet ifadeleriyle kadın cinayetleri insanlara aktarılmaktadır. Cinayet haberleri arttıkça kadın cinayetlerinin aynı oranda arttığına dair veriler bulunmaktadır (tagesschau, 2020). Suç ile ilgili medya iletilerinin, suça eğilime veya suç işlemeye etkileri tüm dünyada görülen durumdur. Tüm dünya göçmen sorunuyla uğraşırken, buna koşut olarak suç oranlarının atması ve bu konuda medyanın da bir etken olması tartışılmaktadır (Windzio vd., 2007: 61). Medya, insanları doğrudan suça yönlendirme gücüne sahip değildir. Ancak medyadaki içerik ve süreklilik, şiddeti ve suçu normalleştirmekte, bazı durumlarda yasallaştırmaktadır.

Kırsaldan kentlere göç eden insanlar kent yaşamına kolay alışamamaktadır ancak zorunluluk gereği kentin pek çok kuralına uymaktadır. Bu şekilde uysal olmayan, yabanıl bir karaktere sahip insanlar bile kentli olabilmekte, ehlileşebilmektedir (auswaertiges, 2019). Göçmenler, temel gereksinimlerinin yanı sıra, zamanla sosyal ortamlara girmekte, etkinliklere katılmakta, sanat ve sporla uğraşmakta, bazen etkinliklere önderlik bile yapabilmektedir. Girişimci göçmenler, kendileri için tecimsel girişimlerde bulunmakta, işletme sahibi olabilmektedir (Tacoli, 2017: 8). Her durumda medya, kentte yaşayanları etkilemektedir. Göçmenlerin daha çaresiz ve savunmasız olması, ihtiyaçlarının daha fazla olması, göçmenlerin medyaya daha çok sığınması ve ondan daha fazla etkilenmesi anlamında da gelmektedir (Mosel vd., 2019: 9). Medyada sık sık şiddet içerikli iletiler gören zayıf iradeli göçmenlerin şiddeti normal karşılaması ve şiddete yönelmesi görülmektedir (Rosenthal, 2020: 204). Bu bağlamda kent yaşamında göçmenlerin medya etkisiyle suça eğilim göstermesi gerçeğiyle karşılaşılmaktadır.

Emre Kongar’a göre kentleşme sonucunda okur-yazarlık artmaktadır ve okur-yazarlık arttıkça medya daha etkili olmaktadır (Çokluk, 2019: 14). Ancak görsel medyanın etkisi, okuryazarlığın yararlarını gölgelemektedir. Okumayı istemeyen insanlar çoğunlukla görsel ve işitsel medyaya yönelmektedir. Bu da genel medyanın yapıcı ve olumlu etkisini azaltmaktadır. Kent yaşamının zorlu koşulları, insanları fazla düşünmeden ve sorgulamadan yaşamaya itmektedir (Kowarik vd., 2016: 277). Fazla düşünmeden, eğlenerek vakit geçirme medya ile mümkün olmaktadır.

Kentlerin kendine özgü bir yapısı, kültürü ve hukuku bulunmaktadır. İnsanlar kentte kendilerini daha özgür hissetmelerine rağmen, insan ilişkileri daha kırılgan ve çıkarlara dayalıdır (Klausner ve Heibges, 2016: 93). Kent yaşamında insanların, haklarının yenilmesine, egemenlik alanlarına girilmesine tahammülü yoktur. Kırsalda hoş görülen veya anlayışla karşılanan pek çok durum kent yaşamında sert tepkilere neden olmaktadır (Eckardt, 2004: 110). Kentin gerilimi, insanları şiddete ve çatışmaya itebilmektedir.

Kent yaşamının temel unsurlarından biri olan medya, genel eğilime ve konjonktüre koşut olarak yayın yapmakta, dünyadaki para temeline dayalı çıkarcı, aldatıcı eğilimle, çarpık kentler ve çarpık insanlarla birlikte bazen konjonktürün ve çevresel etkenlerin etkisinde kalarak çarpık yayınlar yapmaktadır.

Kaynaklar

  • Aerni, P. (2016). Coping with Migration-Induced Urban Growth: Addressing the Blind Spot of UN Habitat. Sustainability, 8: 1-21.
  • Auswaertiges (2019). Nachhaltige Urbanisierung. https://www.auswaertiges-amt.de/de/aussenpolitik/themen/urbanisierung, 17.10.2020.
  • Breunig, C. ve Eimeren, B. (2015). 50 Jahre „Massenkommunikation“: Trends in der Nutzung und Bewertung der Medien. Media Perspektiven, 11: 505-525.
  • Busse, S. ve Beer, K. (2017). Modernes Leben – Leben in der Moderne. Wiesbaden: Springer.
  • Catella (2020). Zwischen Urbanisierung und Suburbanisierung-wo wohnen die Deutschen zukünftig? https://www.catella.com/globalassets/global/mix-germany-corporate-finance/catella_market_tracker_urbanisierung-suburbanisierung.pdf, 16.10.2020.
  • Cereci, S. (2015).  Televizyonun Kültürel Dönüşümü: Canlı Şiddet Yayınları. The Journal of Academic Social Science Studies, 32: 13-23.
  • Çokluk, N. (2019). Siyasal İletişim Le Bonyen Model. İstanbul. Filiz Kitabevi.
  • Eckardt, F. (2004). Soziologie der Stadt. Bielefeld: Majuskel Medienproduktion GmbH.
  • Ghani, Z. A. (2017). A Comparative Study of Urban Crime between Malaysia and Nigeria, Journal of Urban Management, 6 (1): 19-29.
  • Heinrichs, D. (2015). Autonomes Fahren und Stadtstruktur, Autonomes Fahren, 219-239.
  • Hussain, M. ve Imitiyaz, I. (2018). Urbanization Concepts, Dimensions and Factors.   International Journal of Recent Scientific Research, 9/1 (I): 23513-23523.
  • Jarah, S. H. ve Zhou, B. ve Abdullah, R. J. ve Lu, Y. ve Yu, W. (2019). Urbanization and Urban Sprawl Issues in City Structure: A Case of the Sulaymaniah Iraqi Kurdistan Region. Sustainability, 11 (2): 485-501.
  • Klausner, M. und Heibges, M. (2016). Stadt erfahren Ethnografische Explorationen urbaner  Mensch-Umwelt-Beziehungen. Berlin: Panama Verlag.
  • Kowarik, I. ve Bartz, R. ve Brenck, M. (2016). Ökosystemleistungen in der Stadt – Gesundheit schützen und Lebensqualität erhöhen. Berlin: Naturkapital Deutschland. 
  • Marder, B. ve Calvard, T. S. ve Kowalski, T. ve Lambert, A. (2015). The Normalization of Social Media as a Workplace Tool. Academy of  Management Annual Meeting Proceedings, (1): 18397-18399.
  • Mosel, I. ve Smart, C. ve  Foresti, M. ve Hennessy, G. ve Leach, A. (2019). Öffentliche Diskurse und Einstellungen zu Flüchtlingen und anderen Migranten. https://www.odi.org/sites/odi.org.uk/files/resource-documents/germany_country_profile_german_translation.pdf, 17.10.2020.
  • Ognyanova, K. (2019). The Social Context of Media Trust: A Network Influence Model. Journal of Communication,  69 (5): 1-40.
  • Rosenthal, C. (2020). Zur medialen Konstruktion von Bedrohung. Migranten und Medien Neue Herausforderungen an die Integrationsfunktion von Presse und Rundfunk, Ed. Heribert Schatz, Christina Holtz-Bacha, Jörg-Uwe Nieland, Berlin: Springer, 196-206.
  • Saldern, A. (2018). Medien und Stadt. Die mediatisierte Stadt, 20: 19-37.
  • Schubert, D. (2015). Stadtplanung – Wandlungen einer Disziplin und zukünftige Herausforderungen. Stadt und Gesellschaft im Fokus aktueller Stadtforschung, 5: 121-176.
  • Sieveking, N. ve Fauser, M. (2009). Migrationsdynamiken und Entwicklung in Westafrika: Untersuchungen zur entwicklungspolitischen Bedeutung von Migration in und aus Ghana und Mali. Northrhine-Westphalia: University of Bielefeld Centre on Migration, Citizenship and Development.
  • Tacoli, C. (2017). Migration and Inclusive Urbanization. United Nations Expert Group Meeting on Sustainable Cities, Human Mobility and International Migration, Population Division Department of Economic and Social Affairs United Nations Secretariat New York, 7-8 September 2017.
  • Tagesschau (2020). Mörderisches Berlin? https://www.tagesschau.de/faktenfinder/inland/mordrate-berlin-101.html, 16.10.2020.
  • Weisband, A. (2019: Eine neue Kultur der Teilhabe. stadtkultur magazin, 45: 12-13.
  • Windzio, M. ve Simonson, J. ve Pfeiffer, C. ve Kleimann, M. (2007). Kriminalitätswahrnehmung und Punitivität in der Bevölkerung - Welche Rolle spielen die Massenmedien? Hannover: Kriminologisches Forschungsinstitut Niedersachsen.
YAZAR HAKKINDA
Prof. Dr. Sedat Cereci
Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi İletişim Fakültesi
Yorum Yap
Yorumunuz :
Kalan: 250  
Adınız :
E-Posta Adresiniz :
Yorumlar
Şu an yorum bulunmamaktadır.
En Çok Okunanlar
Dergi