Reklamı Kapat
Anasayfa > Haberler > 24. Gezici Festival bugün başladı
24. Gezici Festival bugün başladı
30.11.2018 13:05

Bu yıl 24.'sü düzenlenen Gezici Festival, bugün ilk durağı olan Ankara'da başladı.

Ankara Sinema Derneği’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla düzenlediği Gezici Festival, Türkiye sinemasının en yeni örneklerini izleyicilerle buluşturmaya devam ediyor. Yılın öne çıkan ödüllü yerli yapımlarından “Anons”, “Arada”, “Ev Kadını”, “Kelebekler”, “Paranın Kokusu” ve “Sibel”, Gezici Festival’le 30 Kasım - 13 Aralık tarihleri arasında film ekiplerinin katılımıyla Ankara, Sinop ve Kastamonu’da sinemaseverlerle buluşacak. Festival, her yıl yer verdiği bölümlerin yanında, bu yıl göçmen sorununu farklı boyutlarıyla ele alan, oldukça sert söylemlere sahip filmlerden oluşan Sığınma(sız) seçkisini de izleyici ile buluşturacak.

Yirmi dördüncü kez yollara düşen Gezici Festival, 30 Kasım-6 Aralık’taki ilk durağı Ankara’nın ardından, 7-9 Aralık tarihleri arasında Sinop’u, 10-13 Aralık’ta ise Kastamonu’yu ziyaret edecek. Festival, ünlü yönetmenlerin ve eleştirmenlerin seçtiği yapımlardan sinema tarihinin değeri sonradan anlaşılan başyapıtlarına, ödüllü kısa filmlerden deneysel belgesellere uzanan seçkisiyle sinemaseverlere unutulmaz bir festival deneyimi yaşatmaya hazırlanıyor. 

Türkiye 2018

Yılın öne çıkan yerli filmlerinin gösterileceği Türkiye 2018 bölümünde bu yıl altı film yer alıyor. Dünya prömiyerini yaptığı Venedik Film Festivali’nin Ufuklar bölümünde Jüri Özel Ödülü’nü kazanan Mahmut Fazıl Coşkun’un üçüncü uzun metrajı Anons, 25. Adana Film Festivali’nde üç ödül aldı. 1963 yılında geçen film, darbe yapmaya teşebbüs eden ve radyodan bir anons yaparak halk desteğini arkalarına alacaklarını düşünen dört askerin hikâyesini anlatıyor.

Ali Kemal Çınar’ın dördüncü uzun metrajı Arada, ana dili Kürtçeyi anlayan ama konuşamayan ve kendisine sorulan sorulara Türkçe cevap veren Osman’ın trajikomik öyküsü üzerine kurulu.

Can Evrenol’un ikinci uzun metrajı Ev Kadını (Housewife), kâbuslarıyla gerçekler arasındaki ayrımı yapamayan Holly’nin öyküsünü anlatıyor.

Tolga Karaçelik’in bol ödüllü üçüncü uzun metrajı Kelebekler, uzun süredir görüşmeyen, birbiriyle anlaşamayan üç kardeşin, babalarından gelen bir telefondan sonra doğdukları köye doğru yaptığı yolculuğu ele alıyor.

Ahmet Boyacıoğlu’nun ikinci uzun metrajı Paranın Kokusu, Ankara’nın bir kenar mahallesinde yaşayan taksi şoförü Mehmet, kahve işletmecisi Metin ve işsiz gazeteci Adnan’ın öyküsünü anlatıyor. Bir kenar mahalle komedisi olarak başlayıp, beklenmedik bir yöne evrilen film, türler arasında gezinirken günümüz Türkiye’sine dair çarpıcı tespitlerde bulunuyor.

Dünya prömiyerini Locarno Film Festivali’nde yapan Sibel ise bir Karadeniz köyünde babası ve kız kardeşiyle yaşayan 25 yaşındaki Sibel’i takip ediyor. Muhafazakar bir toplumda, tüm baskılara rağmen ayakta kalmaya çalışan genç bir kadının öyküsünü anlatan Sibel yalın ve etkileyici bir dile sahip.

Sığınma(sız)

Sığınma(sız) bölümünde göçmen sorununu farklı boyutlarıyla ele alan, oldukça sert söylemlere sahip filmler bir araya geliyor. Sundance Film Festivali’nde En İyi Belgesel seçilen Babalar ve Oğullar (Of Fathers and Sons), tehlikenin yalnızca yurt olarak anılan topraklara değil, eve ve aileye de nasıl sızdığını konu ediniyor.

Avusturya hükümetinin ülkeye yasadışı yollardan girmeye çalışan mültecileri engellemek amacıyla sınıra bir tel örgü çekmeyi planlamasını konu alan Tel Örgü (Die bauliche Maßnahme), popülist politikaların saçma sonuçlarını göz önüne seren bir politik hiciv.

Tribeca Film Festivali’nde En İyi Belgesel ödülünü kazanan Aç Hayaletler Adası (Island of the Hungry Ghosts), Avustralya’nın ıssız bir adasında sığınmacıların gözaltında tutulduğu kampta çalışan bir psikoloğun, sığınmacıların ruhsal durumunun bozulmasını gözlemlemesi nedeniyle yaşadığı ikilemi anlatıyor. 

Sinemamızın Tunç Okan imzalı klasiklerinden Otobüs (1976) ise, Anadolu’dan kalkıp İsveç’e giden dokuz insanın dramını anlatırken, kapitalist toplumun, uygarlık denen yutturmacanın kişileri ne derece bencilleştirerek birbirlerine yabancılaştırdığını, acımasız ve materyalist hale getirdiğini, ayrıca kır kökenli insanın teknoloji karşısındaki çaresizliğini naif bir gözle veren bir başyapıt.

Video Sergi: “Türkiye’ye Hoş Geldin”
Programında sinemanın yanı sıra video sanatının da örneklerine yer veren 24. Gezici Festival, Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı iş birliğiyle 30 Kasım-17 Aralık tarihleri arasında ‘Sığınma(sız)’ bölümüne eşlik eden bir video sergisine de ev sahipliği yapıyor. Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde gerçekleşecek ve 17 videodan oluşan “Türkiye’ye Hoş Geldin” başlıklı sergi, Türkiye’deki Suriyeli göçmenlerin hikâyelerini kendi dillerinden dinlemeyi hedefliyor. Utopictures ve Sinetopya’nın ortak ürünü olan videolarda, farklı yaş, cinsiyet ve meslek gruplarından göçmenler, Türkiye’deki hayat mücadelelerini anlatıyor.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da yılın ses getiren filmleri Dünya Sineması bölümünde bir araya geliyor. Festival’in, her yıl sinema dünyasından bir ismin seçtiği filmlerden oluşturduğu özel bölümünün bu yılki konuğu Mahmut Fazıl Coşkun. Görünmez Kentler başlıklı bölümde Coşkun’un sinema tarihinden seçtiği dört klasik var.

Türkiye korku sineması külliyatı içinde farklı bir yerde duran Can Evrenol’un hazırladığı Korku Sineması seçkisinde kısa korku filmleri, türü sevenlerle buluşacak. Restore edilmiş klasiklerden oluşan programıyla tanınan Il Cinema Ritrovato Film Festivali iş birliğiyle hazırlanan Özgür Sinema bölümünde ise Küba sinemasının en önemli klasiği kabul edilen 1968 yapımı Azgelişmişlik Anıları restore edilmiş kopyasıyla gösterilecek. Gezici Festival’in, güncel sanat alanında işler üreten sanatçılar ile festival izleyicisini buluşturan bölümünün bu yılki konuğu, Hissetmek İstiyorum başlığı altında iki filmi gösterilecek olan Didem Pekün. Kısa İyidir bölümünde yılın dikkat çeken kısa filmleri, Çocuk Filmleri seçkisinde ise küçük izleyicilerin merakla takip edeceği kısa metraj animasyonlar var. Bölümler hakkında ayrıntılı bilgi  Gezici Gazete'de yer alıyor.